geçtiğimiz hafta

geçen hafta baya bi yoğun başladı. ilk olarak staj geldi, öyle bi geldi ki 3 haftadır yapmadığım için ayaklarım geri geri gitti bile diyebilirim. ama mecburen gittim. sabahın 8′in de o okula gitmek o kadar zor geliyor ki, ya ben o okulda lise öğrencisi iken o kadar erken gitmiyordum. staj öyle böyle geçti ama aynı gün fakültede olan elektronik uygulama dersi vardı ve ben elektronik dersi almaktan pek hoşnut değilim. devreler şunlar bunlar derken bu derste bitti ama ayakta uygulamayı izlemekten belim ne çekti bi ben bilirim. elektronikten o kadar sıkılmıştım ki bir an önce eve gitmek için çok sevdiğim tarih dersini bile beklemeden hemen uzaklaştım okuldan.

salı gününü çok sever gibiyim bu aralar, fizik eskisi kadar korkutmuyor gözümü. aslında benim ki korkmama değil de sanki umursamama gibi birşey oluyor sanırım. salı günleri sadece iki ders fizik dersim olunca diğer tüm gün bana kalıyor. geride kalan onca boş saati okulun spor merkezinde geçirdim. önce spor merkezinin
o çok sevdiğim ve genelde boş olan kafesinde oturup keyifle limonlu soda mı içtim ( son zamanların favorisi ) sonrasında havuza gittim. ama kendi kendime artık çarşambadan önce havuza gitmiyeceğime söz verdim. pazartesi yapılan çok derin temizlik sonucu klorun etkisi salı günü bile sürmeye devam ediyor. böbreklerim tertemiz oldu valla.

çarşamba günleri tüm gün dersim var sayılır. öyle ki 10 a çeyrek kala bi başlıyoruz donanım dersine ( liseden aldığım bi ders uyuyarak geçiyor (:  ) , sonrasın da nesnel programlama ( java ) filan derken akşamı buluyor ders. daha bitmiyor bir de iki ders hiç sevmediğim fizik dersi geliyor üstüne. o kadar güzel derslerin üzerinde fizik alınca çarşambaları sevsem mi sevmesem mi anlayamıyorum. ama bu çarşamba biraz farklıydı. salı gününden sayın fizikcimiz (: verdiği bi haber beni çarşamba günü mutlu etmeye yetti. çarşamba günü atom enerji kurumunda grid konulu bir toplantısı vardı ve ders yoktu.  aslında kıskanmadım desem yalan olur. ama dersin olmaması beni mutlu etti.  bu hafta sevdim çarşambayı.

perşembe günü hatırlamak istemiyeceğim kadar karışık ve yorucuydu. benden üç beş tane olsa yetişemezdi. benden de bir tane olduğu için herşeye yetişemedim ve herşey birbirine girdi. saatlerce beklettiklerim mi olmadı kapılarda. beklemeye dayanamayıp çekip gidenler mi olmadı. o kadar bekleme sonucu ilgilenemediklerim mi olmadı. tek ben hepsini yaptım valla. neyse geçmişte kaldı. unutmak işime geriyor valla.

cuma günleri hakkatten mübarek gün. öyle ki ertesi gün cumartesi ve okul yok. güzel planlar yapmak için cuma günü güzel birgün. bir de buna cuma günü sadece iki ders matematik olduğunu düşünürsek, cuma günü mübarek ötesi birgün oluyor benim için.  bu cuma da öncekiler gibi çok güzeldi. 5 de olan ders için okula 2 gibi gittim. erkenden boşa gitmedim ya. havuz vesilesi tanıştığım, yeni tanışmama rağmen pek bi kanımım kaynadığı arkadaşımla buluştum. hem dün olanlar için özür dilemiş oldu, hem de dertlerini dinledim. bu aralar güzin ablaya rakip olabilirim (: o kadar çok dinliyorum ki kendi dertlerimi unutur oldum.

bi haftada böyle geçip gitti hayatımdan. az kaldı az tükenmesini ömrümün : ) iki gündür düşünüyorum ne kazandırdı bu hafta bana diye ama hala bulamadım sanırım. düşünmeye devam edicem elbet vardır bişiler. bu arada kendime ve arkadaşlarıma tekrardan not ; önemli olmayan insanların sizin hakkındaki düşünceleri ile kendinizi değerlendirmeyin.  (  çok fazla kullandım bu hafta ben bu tümceyi. )

bitti.

Yorum Yazın